Surakarta (Solo City)

×

Hata mesajı

User warning: The following module is missing from the file system: recaptcha_mailhide. For information about how to fix this, see the documentation page. in _drupal_trigger_error_with_delayed_logging() (line 1143 of /home/egemense/public_html/includes/bootstrap.inc).
Ülke: 
Endonezya
Ad Soyad: 
Zeynep Kara
Ay: 
Ağustos
Yıl: 
2014
Staj Görülen Üniversite: 
Universitas Sebelas Maret, Dr. Moewardi Hospital
Staj Görülen Bölüm: 
Pediatrics
Karar ve Hazırlık Aşaması: 
7/10

Endonezya ilk yerleştirme için seçtiğim ülkeler arasında 6. sıradaydı. Öncesinde Japonya'yı ve birkaç Avrupa ülkesini yazmıştım. İlk yerleştirmelerde bir yeri kazanamamıştım. İkinci ve üçüncü yerleştirmeleri de açıkçası unuttum ve kaçırdım. Sonra draft turu açıldığını fark ettim ve hemen tercih yaptım. Tabi ülkeler azalmıştı ama önceden de tercih ettiğim bazı ülkeler vardı. Ben de bu sefer Endonezya'yı ilk sıraya yazdım. Bir gece yarısıydı gideceğimi öğrendiğimde ve gerçekten çok mutlu oldum, çünkü her zaman farklı yerlere gitme, dünyayı turlama hayalim vardı ve bu benim hayalime giden ilk adımım olacaktı. Mart başlarıydı. Sabah okulda arkadaşlarla konuştum ve emin olduktan sonra aileme söyledim. Sonrasında belgeleri ayarlamaya başladım. Tabi bu arada ya eksik bir şey olursa ya geç kalırsam diye de korkuyordum açıkçası, bu dönemde sık sık Medisep’ten arkadaşları rahatsız ettim :) Aşı kartını hastanemizden aldım. Hepatit aşısı ve kızamık aşısı olmamı söylemişti doktor. Ben aşı işlerini sağlık ocağından hallettim. Benden önce giden arkadaş tifo aşısı olmuş ama ben o aşıyı bulamadım açıkçası. Sağlık sigortamı da bir bankadan yaptırdım. Tarihler kesinleşmemişti ama 3 aylık bir sigortaydı ve yaklaşık 90 liraya maloldu. Bu arada bilet fiyatlarını kontrol ediyordum. Haziran başlarında gideceğim kesinleşti yani card of acceptance geldi. Şehrim ve tarihlerim belli olmuştu. Surakarta ya da diğer adıyla Solo benim 3. şehir tercihimdi. Haziran sonlarında da biletimi aldım.

 

Staj: 
7/10

Stajımı Pediatri bölümünde yaptım. Pediatri benim ilk tercihimdi ve uzun bir motivasyon mektubu yazmıştım. İleride uzmanlığımı bu alanda yapmak istediğim için seçmiştim. Ama sonradan fark ettim ki zor bir bölümdü ve daha 1. sınıfı bitirmiş olan bendeniz bu bölüm için çok uygun bir stajyer değildim. Çünkü pratik yapma şansınızın çok olmadığı daha çok teoriğe dayalı bir bölümdü, demek istediğim kadın doğum ya da cerrahide olsaydım daha çok uygulama yapabilirdim. Ama pişman değilim açıkçası çünkü doktorlarım ve diğer öğrenciler çok iyilerdi ve bölümümüz çok renkliydi. Herkes ellerinden geldiğince sorularımı cevaplamaya çalıştı. Sabahları 7 de gidiyordum, diğer bölümlerdeki arkadaşlar 8 de başlıyorlardı. 7 den 8 e kadar hasta vizitleri vardı. Bu vizitlerde birçok dengue hemorrhagic fever, HIV, kanser, malaria hastası gördüm. Kimi zaman doktorum kimi zaman öğrenci arkadaşlarım bana bu hastalıklar hakkında bilgi veriyorlardı. 8 de bazen asistan doktorların bazen de öğrencilerin sabah raporları ya da vaka sunumları oluyordu, genelde İngilizce yapılıyordu. Sonrasında kahvaltıya gidiyorduk :) Artık ben de alışmıştım ve yurtta sadece kahve içiyordum sabahları ve kahvaltıları iple çekiyordum. Kahvaltı sonrası saat 10-10.30 gibi polikliniğe gidiyorduk. Öğlen 12 ya da 1 gibi de hastaneden ayrılıp yurduma dönüyordum. Zaten asistan doktorların ve öğrencilerin işi de 2 ye kadardı. İlk hafta sürekli kendi doktorumu takip ettim. Ama 1. sınıfı bitirdiğim ve daha anatomi bile bilmeyen bir preklinik öğrencisi olduğum için sıkı bir staj yapmıyordum, bunun bilincine varınca da nerede ilgimi çeken bir şey varsa oraya gitmeye başladım, tabi pediatri bölümü sınırları içinde. Birçok stajyer öğrenci arkadaşım vardı ve onlara katılmaya başladım. Yani rahat, eğlenceli ve tecrübe kazandığım bir staj oldu benim için. 

 

Konaklama: 
7/10

Bir öğrenci hostelinde kalıyorduk kız arkadaşlarla birlikte. Erkek arkadaşları aile yanına vermişlerdi. Odada iki kişiydik, İtalyan bir oda arkadaşım vardı. Yurt şartları çok iyi değildi açıkçası. Odamızda bir dolap, bazası olmayan bir yatak, fan, çamaşır askılığı ve masa ile sandalye vardı. Sıcak su yoktu. Bunları şikayet ettiğimden söylemiyorum. Sadece beklentilerinizi yüksek tutmamanız gerektiğini hatırlatmak istiyorum. O hostelde kalan asistan doktor bile vardı, yani ülke şartlarında normal bir öğrenci hosteliydi kaldığımız yer. Hastaneye 3-4 dk da yürüyordum. Bulunduğumuz mahalle ve çevresinde çok fazla tıp öğrencisi olduğundan birçok çamaşırhane de vardı. İlk başlarda bana çok güvenilir gelmemişti etraf ama sonrasında ne kadar önyargılı baktığımı ve yanıldığımı komşularımızla tanıştıkça anladım. Komşu çocukları benimle İngilizce konuşmaya çalışırdı ve birgün bana bir poşet dolusu sıcak tahu getirdiler ve bazen sokak başında benim hastaneden dönüşümü beklerlerdi. "Miss Zainab" tım ben onlar için :) 

 

Yiyecek - İçecek: 
9/10

İlk birkaç gün midem bulandı yemek kokularından. Sanırım ilk gün yediğim soslu balık köfteleri yüzünden oldu çok ağır gelmişti bana. Sonraki birkaç gün aç gezdim diyebilirim. Stajım başlayınca doktorlarla sabah kahvaltıları da başladı ve hastane yakınında warung dedikleri kulübe tarzı yemek mekanlarına gidiyorduk ve zamanla pirinç yemeye, acılı yemeklerine, kızartılmış hamur işlerine alıştım ve 1 ayın sonlarına doğru fark ettim ki masada en fazla yemeği ben almış oluyorum. Pirinç onlar için ekmek gibi ve bizdeki gibi pişirmiyorlar tabi. Yağsız, tuzsuz lapa pirinç gittiğimiz her mekanda oluyordu neredeyse ve ben de çok alıştım. Salad solo, mie ayam, bakso, sate ayam, tahu... Ayam tavuk demek bahasa Indonesia dilinde. Ben mie ayama bayılıyordum ve sebzeli tahuya. Bir de martabak dedikleri bir tatlı vardı, çikolata soslu kek gibi. O da favori tatlım olmuştu. Es teh dedikleri soğuk çay çok fazla tüketiliyor orada. Meyveleri de deneyin tabi, tropikal meyveleri. Hastane önünde seyyar satıcılar vardı dilimlenmiş meyve satan, alıp hostelde yıkayıp öyle yiyordum ben çünkü meyveleri koruyabileceğimiz bir buzdolabı yoktu hostelde. Endonezya yemeklerini arada özlüyorum yani :)

 

Dil ve Kültür: 
9/10

Endonezya çok kültürlü bir ülke. Her bölgenin kendi dili olabiliyormuş ama ortak dil Bahasa Indonesia. Benden önce giden arkadaş doğru bir tespitte bulunmuş ben de tekrarlayayım: Endonezya kültürü Hint ve Çin kültüründen etkilenmiş. Çok renkli bir kültür. Hayatları sanki bir festival havasında geçiyor gibi geldi bana. Rahat ve mutlu insanlar. Kendileriyle de hayatla da barışıklar. Sokaklar rengarenk. Kimi evlerin önüne renk renk bayraklar asılmış anlamını çözemedim açıkçası belki de 17 Ağustos bağımsızlık günü yakın olduğu için böyleydi. Ama canlı, renkli bir kültür ve yaşam tarzına sahipler diyebilirim.

 

İletişim ve Haberleşme: 
7/10

Endonezya Sim kartı aldım ilk günlerde, yanımda hiç Endonezyalı arkadaş olmadığı için o gün bayağı zor oldu satıcılarla anlaşmamız. Vardığınız ilk gün sizi karşılamaya gelen Cimsa ekibinden arkadaşlarla bu işi hallederseniz iyi olur aslında. Ailemle konuşmak için de 60 dk lık bir paket almıştım Türkiye’deyken. Yani yanımda iki telefon taşıyordum, biri Türkiye hattım için diğeri Endonezya hattım için. Hastaneden ve alışveriş merkezlerinden wifi kullandım. Yanınızda bir laptop götürürseniz iyi olur çünkü benden orada sunum yapmamı istediler, diğer bölümlerdeki arkadaşlardan da vaka sunumları istemişler.  

 

Ulaşım: 
7/10

Endonezya 'ya uçuşum gidiş dönüş 2700 lirayı biraz geçkin tuttu. Katar'da aktarma yaptım. Uçuş yaklaşık 13 saatti. Ankara'dan kalkmıştı uçak. Jakarta'dan da Surakarta'ya Garuda Indonesia ile uçtum. Vizeyi Jakarta’ya varınca havaalanından aldım ama dikkat edin bu vize sadece 30 günlük. Daha fazlasını istiyorsanız Türkiye'den alın. Garuda Indonesia ile olan uçuşumu Türkiye’deyken almıştım, 130 dolar civarındaydı. Dönüşte ise şehirdeki bir turizm acentesinden aldım Jakarta’ya uçak biletimi ve yaklaşık 80 dolar tuttu, yani daha karlı oldu. Şehir içindeki ulaşıma gelince ben ya taksileri ya da Batik Solo Trans otobüslerini kullandım. Taksiler gerçekten ucuz ve güvenilir. Hastanemizin adını söyleyince her taksici anlıyordu ve ben de hastane önünde inip hostelime yürüyordum. Toplu taşımada dediğim gibi Batik Solo Trans otobüslerini kullandım çünkü en güvenilir ve en konforlu oydu. Gayet uygun bir fiyata tüm alışveriş merkezlerine, Pazar yerlerine, şehir merkezine gidebilirsiniz.  Motosiklet çok yaygın olarak kullanılıyor ben de birkaç defa arkadaşlarımın arkasında motosiklete bindim ve benim için çok eğlenceliydi. Yakındaki Jogjakarta şehrine gitmek için 2 defa tren kullandım. Trenlerin zaman çizelgesi hep aynı zaten ve kalkış saatinden 1 saat önce giderek bilet bulabilirsiniz. Birkaç farklı tren var, VIP ya da ekonomi gibi düşünebiliriz. 2 TL ye daha rahat olan Sriwedari AC trenlerini kullanabilirsiniz. 

 

Gezi - Eğlence: 
7/10

Ben her şeyi stajıma göre planlamıştım açıkçası. Bu yüzden cimsa ekibinin bizler için planladığı sosyal programlar dışında zamanımın neredeyse hepsini kendi şehrimde geçirdim. Aslında 3 haftasonu için program hazırlamışlardı ama yakındaki Jogjakarta şehrine önceden giden çok arkadaş olduğundan onların ricası üzerine bu program iptal edildi. Herkes kendi planını yaptı o hafta sonu için. Ben yine Jogjakarta şehri için kullandım bu haftasonumu. Bazı arkadaşlar bazı günler hem sabahtan hem de öğleden sonra giderek stajlarını daha erken bitirdiler ve ülkeden ayrılacakları güne kadar başka yerleri gezmek için Solo’dan ayrılış yaptılar. Bazı arkadaşlar da bilet tarihlerini staj sonrası gezmeye vakit kalacak şekilde almışlardı. Benim açıkçası böyle bir fırsatım olmadı. Biletimi stajın bitişinden bir gün sonrasına almıştım maalesef aynı hatayı yapmazsınız umarım. 

 

Şehir Şartları: 
7/10

Solo şehri çok büyük değil ama her ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Gezilip görülecek güzel yerleri de var. Ben cimsa ekibinin bize verdiği tanıtıcı haritadan ve Endonezyalı arkadaşlara sorarak gidilebilecek yerleri belirlemiştim ve staj sonraları vaktimi buraları gezerek harcadım.

 

Hava Şartları: 
8/10

Hava çok sıcak değildi Ağustos ayında ve yalnızca 1 ya da 2 gün yağmur yağdı kısa süreli. Nemi hissediyorsunuz ama rahatsız edici değildi, ben memleketim olan Adana’nın havasına benzetmiştim ama Adana, Solo yanında çok sıcak kalıyor. Dediğim gibi yağış da fazla yoktu. Odamızda fan olduğundan sıkıntı yaşamadım zaten sıcağı seven bir yapım vardır. Tavsiyem yanınıza kalın bir şeyler de almanız çünkü bir hafta sonu göl ve şelalenin de bulunduğu doğu Java da bir yaylaya çıkmıştık ve gerçekten geceleri çok soğuk oluyor. 

 

Genel Bütçe: 
8/10

Endonezya genel itibariyle ucuz bir ülke. Ben yaklaşık 1500 lira harcadım 1 ayda, tabi Bali gibi turistik yerlere gitmediğimi belirtmeliyim. Ama çok rahat bir şekilde harcama yaptım. Aileme ve arkadaşlarıma birçok hediye aldım. Sabahları hastane yakınlarındaki warung larda 2 TL ye çok güzel kahvaltı yapıyordum. Bu tarz yerlerde yemek çok ucuzdu zaten. Taksiler de ucuz demiştim. Süpermarketlerde fiyatlar ise normaldi. Yani yaklaşık 5.000 liraya dilediğim gibi harcama yaptığım bir tatil geçirdim diyebilirim. Siz de aynı bütçeyle Bali’yi de tatilin içine katabilirsiniz bence.

 

Yapılacaklar - Yapılmayacaklar: 

Bir düğüne katılabilirsiniz. Bunu yapmadım ama yapmayı istiyorum belki bir dahaki Endonezya gezime :)

Bir fotoğraf stüdyosuna gidip geleneksel kıyafet ve makyajla fotoğraf çektirdim. Gerçekten süper bir hatıra oldu her ne kadar kimse o makyajlı kızın ben olduğuna inanmasa da :)

Tatlı severseniz martabakı deneyin. Serabiyi de denemelisiniz.

Batik tarzı kıyafetler alın ya da kumaş alın. Ben kumaş almıştım.

Bali’yi ya da Karimunjawa adalarını ziyaret edin, yani bütçenizi ve stajınızı, biletinizi buna göre ayarlayın.

Hediyelik eşya almak istediğinizde beğendiğiniz şeyi sizin yerinize Endonezyalı bir arkadaş alırsa daha uygun fiyata geliyor, denenmiş bir yöntemdir :)

 

Ben Endonezya gezimden çok memnun kaldım ve kesinlikle gidin görün derim. 1. Sınıfı bitirmiş olduğumdan bu gezi benim için daha çok kültürel boyutu ön planda olan bir deneyimdi. Sorunuz olduğunda bana ulaşmaktan çekinmeyin. Zaten bu kadar uzun yazmamın sebebi de sizi olabildiğince bu geziye hazırlamaktı. İyi şanslar orada beni de anın :)

 

Eklemek İstedikleriniz: 

İngilizce konuşmak ilk başlarda zor geldi tabi. İlk hafta gerçekten zor geçti. Çünkü ilk defa yurtdışına gidiyordum, Endonezya Türkiye'ye göre çok farklı bir ülkeydi ve iletişim kurmak benim için çok kolay değildi. Özellikle Avrupalı arkadaşların nasıl rahat İngilizce konuştuğunu görünce. Neyse ki bu dönemi atlattım ve hepimizin bildiği kuralı kendime sıkça hatırlattım: "Ancak pratik yaparak İngilizcemi geliştirebilirim."  Doktorların çoğu ingilizce biliyordu, öğrenciler de öyle. Hastaneden birçok öğrenci arkadaşım vardı, staj sonraları birlikte geziyorduk, bazen de contact person dediğimiz arkadaşlar bize eşlik ediyorlardı. Yalnız gezdiğim zamanlar da oldu, herkes İngilizce bimiyor tabi ama anlaşıyorduk bir şekilde. İletişim konusunda sıkıntı yaşamadım genelde, iki defa otobüsle yanlış yerlere gitmem dışında :) Endonezya’nın yalnızca küçük bir kısmını gezmiş olmama rağmen çok güzel bir ülke olduğunu fark ettim. Çok kültürlü, çok dilli ve çok dinli bir yapısı var ve insanlardaki hoşgörüye hayran kaldım. Bence bir şehri ve insanlarını tanımak istiyorsanız sokaklarında yürümelisiniz; ben de bunu yapmaya çalıştım ve görüyorsunuz ki zengin ve fakir arasındaki uçurum derin bu ülkede ama herkes mutlu olmanın bir yolunu bulmuş. İnsanlar gerçekten sabırlı ve kibar, güler yüzlü. Trafikte o kadar motosiklet olmasına rağmen ve yollar da dar, buna rağmen hiç kazaya şahit olmadım ben çok şükür. Çok güzel arkadaşlıklar kurdum orada, hala irtibat halindeyiz. Bir gün bana yaptıkları için o kadar minnet duydum ki arkadaşlarıma ve dedim ki “Neden bu kadar iyisiniz?”. Onlar da bana “Bu Endonezya‘da yaygın bir şey, yani iyi olmak.” dediler. :) Bence bu durumu özetliyor. Çünkü bir yeri güzel yapan oradaki yaşanmışlıklar oluyor. Farklı bir deneyim olacaktır bu sizin için de, tadını çıkarın. İlk başlarda bana çok zor geldi itiraf etmeliyim. Hem dil hem yemekler hem yaşam tarzı farklıydı ve birden olunca her şey yorulmuş ve gerilmiştim ama sonra tadını çıkarmaya başladım. Alıştıkça ve iletişim kurmaya açık olunca her şey çok daha güzel oldu.